| Biyografi | Resim Sergisi | İletişim |
HOME PAGE
BIRTH PLACE
INVESTMENT
THE POEM
THE AGENDA
THE TRİAL
THE NEWS
THE REPORT
LAWYER'S

Anket
Do you know Huseyin Baybaşin?

Yes (137)

No (21)

I don't have opinion (1)

I know from the news (17)

I never didn't hear (7)


Site İçi Arama
 Ziyaretçi Sayacı
Çok Okunanlar
  Art Mermer Fabrikası
  Hüseyin Baybaşin´inden bir şiir
  Hüseyin Baybaşin´nden Newroz kutlaması
  Hüseyin Baybaşin´in avukatlarından basın açıklaması
  Bir şiir "Merdo"


Hüseyin Baybaşin´den parti kapatmaya çarpıcı bir açıklama

14.04.2008


Hüseyin Baybaşin´den parti kapatma gündemi ile ilgil çarpıcı bir açıklama. Hiçbir partinin kapatılmasının düşünülmesi dahi demokratik değerlerle bağdaşmaz.



HERŞEY GÜZEL BİR TÜRKİYE İÇİN

 

1. AKP’nin kapatılması için yapılmış olan talebin yasal dayanakları bir yana, bu talep Türkiye’nin gelişmesine katkısı olabilecek miydi?

2. Bu talebin Türkiye’ye yarar ve zararının muhasebesi yapılmış mıydı?

3. Ergenekon adlı organizasyonun mensupları gerçekten ulusalcı mıydılar?

4. Ergenekon ve benzeri yapılanmalar devlet içinde devlet gibi hareket etmeleri Devletin kurumlarına rağmen gerekli miydi?

5. Tam Türkiye’nin gelişmiş olduğu bir süreçte peş peşe çete gruplarının aktifleşmesi tesadüf müydü?

6. Sayın Perinçek gerçekten iktidarın zorla değiştirilmesi dahil antidemokratik bir hareketin içinde miydi?

 

      Öncelikle hiçbir partinin kapatılmasının düşünülmesi dahi demokratik değerlerle bağdaşmaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin seçim kanunlarına uygun kurulmuş olan ve halkın ezici bir çoğunluğunun oyunu almış olup; ikinci kez tek başına iktidar olmuş ve halen iktidar olan bir siyasi partinin kapatılmasının talebi bugünkü Türkiye’de ve Dünya düzeninde kabul görmesi olanaksızdır. Türkiye’nin gelişmesini istiyorsanız, halka AKP den daha iyi hizmet ederek kendiniz iktidar olursunuz. Bugünkü Türkiye’de AKP’nin kapatılması teşebbüsü yalnızca Türkiye’ye zarar verir. AKP’nin kapatılması durumu ise Türkiye’yi 1970’li yıllara götürür. 1970’li yılların yaşayan tanıkları, dönemin uzatmalı Başbakanı Demirel’in ‘’Türkiye 70 sente muhtaçtır’’  dediğini de hatırlarlar. AKP yöneticilerini Erbakan’ın yönetim kadrosuyla karıştırmamak gerekir. AKP’nin istikrarlı politikalarını görmek zorundayız. Yapılması gereken daha çok hizmet var. Yapılmış olan hizmetleri de görmezlikten gelemeyiz. Hizmet ve emeğe saygının gereği budur. Sırf bunun için halkımız ikinci kez AKP’yi tercih etti. 1970’li yıllarda her siyasi parti ve siyasi örgüt, Devletçilik oynadığı için Türkiye 70 sente muhtaçtı. O dönemin iktidarları Halkı birbirine düşürürken halkın parasıyla yandaşlarını zengin etmenin koşullarını oluşturmakla meşguldü. Sorumsuz, beceriksiz, ve çıkarcı iktidarlar Türkiye’yi 1980’in 12 Eylül Askeri darbesine taşıdı. 12 Eylül Genel Kurmayın değil 12 Eylül öncesi beceriksiz iktidarın eseridir. Bugünlerimize şükür..

 

   Adı ne olursa olsun, Yöneticileri kim olursa olsun, nereye dayanırsa dayansın Devlete rağmen Devletçilik oynamaya çalışan organizasyonlara Devletin ilgili yetkilileri izin vermemelidirler. Ülkemiz geçmişte benzeri organizasyonların işlemiş oldukları suçların günahlarını çok ödemiştir. Her gün insanların katledildiği 70’li yıllarda Başbakan sıfatıyla S.Demirel ‘’Kimse bana milliyetçiler suç işliyor dedirtemez’’ demişti. Aynı anlayışın Tansu Çiller’i de insanları katledenler için ‘’kahraman’’ diyordu. Halkımız öylesi sorumsuz anlayışı reddettiği için  AKP’yi

O misyona tercih etti. Ergenekon ve benzeri organizasyonların mensupları gerçekten Ulus ve Ülkemize hizmet temek istiyorlarsa, Ülke ve Ulusu temsil eden Devlet Kurumlarının bünyesinde Kanun ve kurallara göre hizmet etmelidirler. Devlete rağmen Devletçilik ancak anti ulusalcılık olur.

  

    İstikrarlı Politik sürece alıştığımız bir süreçte, Türkiye’nin ekonomik kalkınmayı başarıyla başlatabildiği, siyasi reformların yavaş ve yetersizde olsa uygulandığı ve gerçekten beni bile umutlandıracak düzeyde gelişmelerin görüldüğü bugünkü Türkiye’de işlenen siyasi cinayetler, Ergenekon ve benzeri örgütlenmelerin çıkışları tesadüf değildir. Türkiye’nin istikrarsızlığından rant sağlayan çevreler hortlayıp duruyorlar. Halkımızın bilinç düzeyi hortlakların cirit atmasına yol vermeyecektir. Halkımız gibi bizimde beklentimiz, Devletimizin ilgili kurumlarının eşkıyanın hükümdar olmasına yol vermemesidir.  Elbette ki dün başımıza getirilen çirkinlikleri unutmadan, bize istikrarlı ve güvenli bir ortamda huzur ve barışın yanı sıra uygar yasalara dayalı özgürlüğü vaad eden siyasi temsilcileri destekleyeceğiz. Bizim gibi düşünmeyen ve bizim inancımızı paylaşmayan vatandaşlarımızın hakları da  devlet güvencesinde olduğu görülmelidir.

   

        % 99’un Müslüman olduğu ve din görevlilerinin Devlet memuru olduğu ülkemizde başörtüsünün eğitime engel görülmesi de gülünçtür ve ayıptır. Düşünülmesi bile inana insanlarımıza hakarettir. Avrupa ülkelerinin hiçbirinde böyle komik bir yasak yoktur. Diğer taraftan

modern yaşayan vatandaşlarımızın da ciddiye alınması gereken endişeleri vardır. Türkiye’nin İran ve Suudi Arabistan gibi rejimlere dönüşeceğine inanıyorlar. Türkiye’de uygar Hukuk Devletinin yapısının korunması Cumhuriyetin Demokratik yapısının varlığıyla mümkündür. Sayın Başbakanımız çok zeki ve yetenekli bir insandır. Modern vatandaşlarımızın endişelerinin ciddiyetini görebileceklerini lütfedip bu endişeleri giderecek ciddi çalışmalar yapacaklarına inanıyorum. Art niyetli çevreler, vatandaşlarımızın bu endişelerin taraf oluşturup çatışma ortamında kullanmaya çalışmalarının engellenmesi için, sayın Başbakanımızın özel ilgi ile bu konuyla ilgilenmeleri halkımızın beklentisidir. Cumhuriyetin kuruluşundan beri, dindar vatandaşlar endişeyle huzursuz yaşadılar. Aynı şekilde Kürt vatandaşlarımızda Kürtlükten kaynaklanan nedenlerden ötürü perişanlık çektiler. 30 yıl önce Kürt vatandaşlarımızın, Kürtlükten kaynaklanan sorunlarını ifade etmeleri ağır suçtu. Artık devletimizin bu sorunun varlığından öteye, bu sorunun günümüze dönük reformların tamamlanması için çalışıyor. İlkokulda Kürtçeden başka dil bilmediğimi biliyor olan Türk öğretmenlerim, beni nar çubuğuyla döverlerdi. Gençliğimde ise arabamda Kürtçe müzik kasedi bulundurduğum için birden çok kez işkence gördüm. O dönemlerde PKK diye bir örgüt yoktu. Milyonlarca vergi verdiğim dönemlerde de Kürtlüğümden ötürü maruz kaldığım mağduriyetlere de  değinmeyeceğim.

Ancak Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Kurtuluş savaşının temel unsuru olan Kürt vatandaşlarımızın temel insani hakları ve dindar vatandaşlarımızın inançlarını, dini kurallara uygun uygulayabilme hakları güvence altına alınmış olsaydı, bizim vatandaşlarımız bugün eski sömürgemiz olan ülkelere vize ile gitmek zorunda kalmazlardı. Bizim vatandaşlarımız ekmek parası için Almanya ya veya diğer ülkelere gitmek zorunda kalmazlardı.

  

           Yani Devletimiz yeni politikaları gereği dindar vatandaşlarımızın inançlarını dini kurallara uygun uygulamalarını güvence altına almak için yeni yasal düzenlemeler yaparken, modern vatandaşlarımızın endişelerini gidermek ve modern yaşama haklarını güvence altına almak için 80 küsür yıl beklemez herhalde. Yine Devletimiz, Kürt vatandaşlarımızın Kürtlüklerini yaşamalarını reformlarla yasal güvenceye kavuşturmaya çalışırken, bu yasal düzenlemenin Türkiye yi bölmeyeceğini aksine Türkiye’nin bölünmesini önleyeceğini ve Türkiye’nin birliğini garanti edeceğini, Kürt olmayan vatandaşlarımızın anlamasını sağlamak için de 80 yıl beklemezler umarım.

     

          Yaşım elliyi geçeli epeyi oldu. Dünyada gezmediğim yer kalmadı, Yaşıtlarımdan çok daha fazla okudum sanıyorum. Oldukça geniş bilgi, deneyim ve birikimim olduğuna inanıyorum. Rahatlıkla diyebilirim ki dindar vatandaşlarımızın dini inançlarını, dini kurallara uygun uygulamalarının ve Kürt vatandaşlarımızın Kürtlüklerini yaşamalarının yasal güvence altına alınması Türkiye’nin önünü açar. Türkiye’nin gelişmesini sağlar. Bu yasal düzenleme ile Türkiye’ye en büyük iyilik yapılmış olur. Türkiye düşmanlarının da Türkiye’de çatışma ortamını oluşturmalarını da engellemiş olunur. Türkiye’nin Kürt vatandaşıyım. Bunlara inanmasaydım bunları yazmazdım. Eğer ben Türk asıllı olsaydım biraz daha ileri gider ve benim adıma dindar ve Kürt kardeşlerime yapılmış olan uygulamalardan utanç duyduğumu söyler yapanlara da lanet olsun derdim. İktidar partimiz başta olmak üzere Devletimizin tüm yetkili kurumlarının, yetkililerinin çok duyarlı davranmalarını ve endişeleri olan vatandaşlarımızı aydınlatmalarının aciliyetine inanıyorum. Doğal olarak Vatandaş olarak hepimize önemli görevler düşüyor. Yazarak görevimi yapmaya çalıştığımı belirteyim.

    

            Sayın Doğu Perinçek uzun yıllara dayanan deneyimli politikacılarımızdandır. Ayrıca hukukçudur. Milletvekilliği yapmış bir babanın oğludur. Ben kendilerini yiğit ve yurtsever olarak tanırım. Siyasi görüş ve siyasi çalışma yöntemlerini sürece uygun olarak değiştirselerdi Türkiye’ye önemli hizmetleri olurdu. Sayın Perinçek’i uyumlu ve iyi bir insan olarak bilirim. Benim için ilginç olan yönü ise, Dolar milyoneri olabilecek bir durumda iken halen bir evinin bile olmamasıdır. Menfaatçi yönü yoktur. İlişkilerinde vefalıdır. Türkiye’nin çıkarlarını hep ön planda tutar. Siyasi iktidarı zorla veya anti demokratik yöntemlerle değiştirmeye kalkışan herhangi bir organizasyonun yanında veya içinde yer alabileceğini düşünmek bile üzücüdür. Bana göre birileri Türkiye’yi karıştırmak için sayın Perinçek’i sayın Başbakanımızla karşı karşıya getirmek istiyorlar. Birileri sayın Başbakanımızın şahsında AKP’yi yıpratıp ortalığı karıştırmak istiyor. Bunun içinde sayın Perinçek AKP ve sayın Başbakanımız aleyhinde yanlış bilgilerle öne çıkmasını organize etmişleredir. Derin bir komplo olduğundan eminim. Tarafların birbirlerine saldırganlıkla zarar vermeye çalışmalarından Türkiye zararlı çıkar. Sayın Başbakanımız ve AKP2nin sayın yöneticilerinin duyarlı davranarak bu komployu boşa çıkarabileceklerine inanıyorum. Sayın Perinçek ve İşçi Partisinin sayın yöneticilerinin de uzlaşmacı davranarak Türkiye’ye hizmet etmiş olmak isteyeceklerini umarım. Olayların detaylarını bilmek mümkün değil ama bu gelişmelerin Türkiye’ye zararı büyük olur. AKP ve İşçi Partisinin yararına gelişmelerde olmaz. Asıl karıştırıcı olan çıban başını bulup ıslah etmek ve Türkiye’nin ve tarafların yararına olur. Halkımızın beklentisi budur.

    

          Ordumuzun PKK’ ye karşı harekat için Irak topraklarına girip çıkması çok tartışıldı. Asıl merak edilen husus şu; Daha önce ordumuz onlarca kez aynı ülkenin topraklarına aynı şekilde girip çıktı. Hiçbir şekilde bitirilmedi. O zaman ‘’niye PKK’ nin sonunu getirmeden döndünüz?’’ diye soran olmadı. Hem daha önce Barzani ve Talabani kuvvetlerine ait Peşmergelerle birlikte PKK’ ye karşı, hem Türkiye hem de Irak topraklarında silahlı mücadele verildiğini TRT televizyonlarında izlemiştik. 90’lı yıllarda Türk basınının 35 bin, Avrupa basınının 150 bin Türk askerinin PKK’ ye karşı operasyon yaptığını yazdılar. Türkiye Irak sınır bölgesinde ve Irak içlerinde çatışmaları TRT’den izlemiştik. Ayrıca Türkiye’nin topraklarında da 1984 yılından beri PKK ile asker ve diğer güvenlik birimlerimiz arasında silahlı çatışmaların yaşandı biliniyor. Türkiye ve Irak topraklarında çatışmalar başlıyor ve bir noktada bitiyor. Sonra bir daha, bir daha tekrarlanıyor. Son olarak ırak topraklarına kara harekatı yine başladı ve bir noktada bitti. Bu son harekat kadar eleştri sınırını aşan saldırı hiç olmadı. Bu harekat çok zor şartlarda yapıldı. Acaba birileri bilinçli olarak yeniden Türkiye’de çatışma ortamının taraflarını mı oluşturmaya çalışıyorlar? Bunun için mi gündemin her yeni gelişmesini bilinçli olarak karşıt saldırganlığa dönüştürüyorlar?

   

          Türkü, Kürdü, inananı, inanmayanı hepimiz geçmişin acılarından ders çıkararak ülkemiz ve halkımız için özverili, kararlı ve uyumlu çalışırsak başta ülkemizin sonrada hepimizin yararına ve çıkarına olur. Bu anlamda iktidar Partisi önemli gelişmeler sağlamıştır. Bu olumlu gelişmeleri kalıcılaştırılmasını devlet politikası haline getirilmesini dileriz.

 

          Ergenekon veya benzeri çete ve terör örgütlerine asla yol vermemek gerekir. Devletimizin ilgili kurumlarının, çete ve terör örgütlerine karşı, suç örgütlerine karşı son dönemlerde verdikleri mücadeleyi memnuniyetle destekliyoruz. Duyarlı her vatandaşımızın bunu desteklemesinin gerekliliğini önemsiyorum. Cumhuriyetin uygar kanunlarının zayıflatılmamasına özen gösterilmesinin önemini ve hassasiyetini göz ardı etmeyelim.  Özgürlükleri güvence altına alacak reformları geciktirmeden yasallaşmasını da gerçekleştirmek gerekir. Bu süreçte sayın Perinçek gibi şahsiyetleri de dışlamaktansa kazanmak yararlıdır. Sayın Perinçek gibi şahsiyetleri kazanmak Türkiye için yararlı olur. Bilgi ve birikimlerini verimliliğe dönüştürebilmek başarı olur.

   

          Sorunlarımızın nedenlerinin kaynağını kurutmazsak, sorunlarımızı da çözemeyiz. PKK ile mücadeleye harcanan servet ile Türkiye’de işsizlik giderilirdi. Kürt sorununun çözümlenmesiyle PKK ve benzeri örgütler taraf bulamaz ve gelişemezler. Sırtımızda yara bırakıp herkese ‘’gelin kaşıyın’’ dersek acısını da görürüz. Kendi kendimize yetecek kadar sahip çıkmaya çalışırsak bunu inanarak istersek gerisi kendiliğinden gelir.


Bu haber 313 defa okundu.

Yazan :

Kaynak : Editör




Bu Habere Yapılan Yorumlar (0)

Tüm Yorumlar



  Arama Yap
 
 Yazarlarımız
KÜRTÇE TV YE DESTEK
Hüseyin Baybaşin
yazar