25.06.1956 tarihinde Lice doğumlu görünsem de kimlikte aslında doğrusu 25.12.1956 tarihidir doğum tarihimin. Gece yarısından sonra doğmuşum. Benim doğum tarihim aile büyüklerimizin özel bir gününe denk geldiği için net tarihi biliniyor. Bir çok vatandaş gibi benim de doğum tarihim nüfus memurunun azizliğine uğradı. Lice’nin Kale Mahallesi Pilolaş Mezrasında doğmuşum. O dönemde hastane gibi imkanlar kısıtlı olduğu için doğum ailemizin yaşlı kadınları tarafından yapılmış. İlk okul 1. sınıfı Diyarbakır’ın Satiyan köyünde okudum. 2. sınıftan sonra tekrar Lice’ye döndüm ve orada okumaya devam ettim. Aynı zamanda din dersleri de aldım. Lice Küçük Camii’sinin imamı ve müftü amcalarımdı ve onlardan din dersleri aldım. Okulda Türkçe öğrenmek için bir çok kez dayak yedik öğretmenlerden ve tabiki din derslerinde de Arapça öğrenmek için de imamlardan dayak yerdik. Her iki dersi de çok seviyordum ama maruz kaldığım dayaklar yüzünden o derslerden nefret ediyordum. Eğer Kürtçe eğitim verseydiler her iki dersi de severek okurdum. Çocukluğumda Lice’de iki camii vardı. Büyük Camii’nin imamı Molla Behçet dayım idi. Onunla çok iyi anlaşırdık. Arkadaş gibiydik. Halen büyük bir sempatim ve saygım vardır dayıma. Sabahın erken saatlerinde kalkar, önce namazımızı kılardık ve daha sonra iş koyulurduk. Okul saati geldiğinde de okula giderdik. Annem imam veya müezzin olmamı isterdi. Çünkü ben onun istediği gibi imam olsaydım annem de cennete gideceğini düşünüyordu. Babam da vali olmamı isterdi. Babama göre Diyarbakır’da en büyük vali idi ve benim de vali olmamı istiyordu. Çocukluk yıllarımda her günüm eğitim ile geçerdi. Öğrendiklerimi değerlendiriyordum. En büyük danışmanım da rahmetli dedem Hacı Hüseyin idi. Rahmetli dedem yaşan bir efsane gibiydi. I. ve II. Dünya Savaşlarına katılmıştı. Tarih bilgisi oldukça zengin biriydi. Bana kendi adını vermişti. Bana bir çok şey öğretti. Koyun ve kuzu sürülerinin başında bırakırdı beni. Çölde bir başıma koyunlar bırakırdı beni. Korkuyu ve korkuyu yenmemi, kendimi korumayı, hakka saygı göstermeyi ve uygulamayı, adaletli olmayı, mert ve yiğit olmayı öğretirdi. Dedem gibi bir insana hiç rastlamadım. Yiğit ve dahi bir insandı, nur içinde yatsın.Dedem bana yaptığım çobanlık karşılığında bir miktar para verirdi. Ve bana sorardı nasıl harcayacaksın paranı diye. O bana ticareti de öğretti. Köy yaşamının verdiği nimetler boldu. Bahçeden sebze ve meyvemiz bol olurdu. Ben oları satar ve para kazanırdım…
Lice Lisesi’nin tasdiknamesini aldıktan sonra, İstanbul’da 1971 yılı ve sonrasında ticari ve siyasi eğitimler, Londra’da 1983 yılından sonra İngiliz dili, tarihi ve sanat kurslarına katılarak eğitim aldım. İstanbul’da olduğum süreler içinde Halkevlerinde bulundum. Fatih Halkevinde bulunduğum zamanlarda hızlı eğitim ve dışardan eğitim gibi olanaklar vardı. Tabi bir çoğu otoritenin etkisi altındaydı. 1972 yılında spor alanında profesyonel olarak ilk adımı attım. Bu süre içinde Diyarbakır ile olan bağımı koparmadım.